|
İMAMLARIN NİTELİKLERİ |
4. İMAMIN, ONA UYAN
KİŞİNİN ZANNETTİĞİNDEN FARKLI ÇIKMASI
Kişinin uyduğu imamın;
a) Kadın olduğu
anlaşılsa,
b) Küfrünü açıkça söyleyen
bir kafir olduğu ortaya çıksa, -bir görüşe göre küfrünü gizleyen de böyledir-
namazı tekrar kılmak farz olur.
c) İmamın cünüp olduğu
ve gizli bir necasetinin bulunduğu ortaya çıktığında namazı tekrar kılmak farz
olmaz.
Ben [Nevevi] derim ki: Şafii'nin
açık ifadesi ve daha sahih olan görüş çoğunluğun şu görüşüdür: Burada inkarını
gizleyen kişi açıkça söyleyen gibidir. Allah daha iyi bilir.
Daha doğru görüşe göre
imamın ümmi çıkması da kadın çıkması gibidir.
Kişi çift cinsiyetI i
bir imama uysa imamın erkek olduğu ortaya çıksa, daha doğru görüşe göre
namazını kaza yükümlülüğü üzerinden düşmez.
ŞERH
1. İmam, imama uyan
kişinin düşündüğünden farklı çıksa; örneğin
> kişi imama uyduktan
sonra onun kadın veya çift cinsiyetli bir
kişi olduğunu,
> yahut deli
olduğunu,
> yahut zımm]' vb.
inkarını açıkça ifade eden biri olduğunu,
> -bir görüşe göre-
zındık vb. inkarını gizleyen biri olduğunu anlasa bu durumlarda namazını tekrar
kılması gerekir.
Çünkü imamın; kadın,
inkarını açıkça ifade eden birisi veya bunun dışında sayılan bir şahıs olduğuna
dair açık emare bulunmaktadır. Çünkü kadın; ses, görüntü vb. özellikleri
bakımından erkekten ayrılır. Çift cinsiyetli şahıs da böyledir; çünkü onun
durumu toplumda yaygındır. Deli de böyledir.
İnkarını açıkça ilan
eden kişi zımmllere özgü alametle [zünnar, haç vb.] tanınır.
Bu şahıslara uyan kişi,
imam hakkında araştırma yapmamakla kusurlu davranmıştır. İnkarını gizleyen
şahıs' ise bilinemediğinden daha doğru görüşe göre onun arkasında namaz kılan
kişinin namazını iade etmesine gerek yoktur. İleride bunun aksi görüşün doğru
kabul edildiği belirtilecektir.
2. Oturarak namaz
kıldıran imamın ayakta durabildiği ortaya çıksa; Saymer]' ve diğer alimlerden
nakledildiğine göre namaz sah],h olur. er-Ravd adlı eserin "Cuma
hutbesi" ile ilgili şu ifadelerinden de bu anlaşılmaktadır: Hatip oturarak
hutbe verse, daha sonra ayakta durabildiği anlaşılsa bu kişi cünüp kimse ile
aynı hükümlere tabi olur.
Ancak eserin yazarı bu
konuda onun ümmı gibi olduğunu söylemiştir; bundan namazın sahıh olmadığı
ortaya çıkar. Hocam Remli'nin dediğine göre itim ad edilecek olan görüş budur.
Hocam Remlı hutbe meselesi ile şu anki konuyu birbirinden şöyle ayırt etmiştir:
Şart koşulan şey için göz yumulmayan bir hususa, şartlarda göz yumulabilir.
(Genel kural)
İmamın cünüp olduğu ve
gizli bir necasetinin bulunduğu ortaya çıktığında namazı tekrar kılmak farz
olmaz.
3. imamın cünüp olduğu
-ki abdestsiz olması haydi haydi böyledir- anlaşıldığında ona uyan kişinin
namazı tekrar kılması gerekmez. "imamın abdestsiz olduğu ortaya
çıksa" ifadesi el-Muharrer'de yer almaktadır.
4. imamın elbisesinde
veya bedeninde gizli bir necaset olduğu ortaya çıksa imama uyan kişinin namazı
tekrar kılması gerekmez; çünkü kusuru bulunmamaktadır. Ancak bu durum Cuma
namazında olursa bununla ilgili ayrıntılı hüküm o konuda gelecektir.
5. İmamın elbisesinde
açık bir necaset ortaya çıkarsa imama uyan kişinin namazı tekrar kılması
gerekir; çünkü bu durumda imama uyan kişi kusurlu davranmıştır. Ruyani ve diğer
alimlerce kabul edilen görüş budur. Nevevi el-Mecmu ve Tashihü't-Tenbih adlı
eserlerinde etTenbih'teki ifadeyi de bu şekilde yorumlamıştır. itimad edilecek
görüş bu olmakla birlikte Nevevi et-Tahkik'te gizli necasetin de açık necasetin
de namazın tekrarını gerektirmediğini söylemiştir. isnevı "sahıh ve meşhur
olan görüş budur" demiştir. Gizli ve açık necaseti belirlemede en uygun
ölçü -el-Env6r yazarının da belirttiği üzere- şudur: imama uyan kişinin
dikkatli bakması halinde görebileceği necaset zahirdir, böyle olmayan necaset
ise gizlidir. Ezral'nin dediğine göre bundan imama uyanlar arasında gözleri
gören ve görmeyen kişilerin farklı kabul edilmesi sonucu çıkar; körün namazı
kaza etmesi kesinlikle gerekmez.
6. Kişi imamın abdestsiz
veya üzerinde hafif necaset bulunduğunu bildiği halde ona unutarak uysa, imamın
abdest almış olması muhtemel görülmese, imama uyan kişinin abdest alması
gerekir.
Ben [NevevI] derim ki:
Şafil'nin açık ifadesi ve daha sahıh olan görüş çoğunluğun şu görüşüdür: Burada
inkarını gizleyen kişi açıkça söyleyen gibidir. Allah daha iyi bilir.
Er-Rovdo'da "delil
bakımından en güçlü görüş kazanın gerekli olmadığıdır" demiş olsa bile
Şafil'nin açık ifadesi ve daha sahıh olan görüş çoğunluğun şu görüşüdür: Burada
inkarını gizleyen kişi açıkça söyleyen gibidir. Allah daha iyi bilir.
Bunun sahih gerekçesi
şudur: Bu kişi imamlığa ehil değildir. Bu yüzden imamın inkarcılığından
kaynaklanan eksiklik sebebiyle imama uyan kişinin bunu tekrar kılması gerekir.
Abdestsiz kişi vb. ise farklıdır; çünkü abdestsizlik sebebiyle onun namazında
bir eksiklik söz konusu olmamıştır.
7. Kişi bir kimseye
uysa, uyduğu şahsın mürted olduğu ortaya çıksa veya -niyeti değil- başlama
tekbirini terk ettiği ortaya çıksa, şayet başlama tekbirini yanılarak terk
etmişse kişinin namazı tekrar kılması gerekir. Çünkü bu gizli bir durum
değildir; imama uyan kişinin bunu araştırmaması bir kusurdur. Niyet ise gizli
olduğundan onun durumu farklıdır.
8. Kişi Müslüman olan
bir şahsa uysa, imamlık yapan kişi namazı bitirdikten sonra "ben gerçekten
Müslüman olmadım" dese veya "ben Müslüman olduktan sonra mürted
oldum" dese imama uyan kişinin namazı kaza etmesi gerekmez; çünkü imam bu
sözleri ile kafir olmuştur; onun haberi kabul edilmez. Ancak kişi Müslüman olup
olmadığını bilmeyerek veya şüphe ederek bir şahsa uysa sonra da şahıs
kendisinin kafir olduğunu bildirse, ona uyan kişinin namazı iade etmesi
gerekir.
Daha doğru görüşe göre
imamın ümmı çıkması da kadın çıkması gibidir.
9. [Kur'an okumayı bilen
bir kimse bir şahıs arkasında namaza dursa, daha sonra o şahsın ümmı olduğu
anlaşılsa, imama uyan şahsın namazının durumu nedir? Bu konuda iki görüş
vardır]
[Birinci görüş]: Bu
durumda imama uyan kişi Kur'an okumayı bilen birisi ise Şafil'nin yeni görüşüne
göre namazını iade etmesi gerekir. Kur' an okumayı bilen birisinin ona uyması
yasaktır.
Ümmi ile kadın
arasındaki benzerlik her ikisinin de eksik olmasıdır.
[İkinci görüş]: Diğer
görüşe göre ise imam ın ümmı çıkması, cünüp çıkması gibidir. Aradaki ortak
nokta [illet] her iki durumun da gizli olmasıdır. Bu durumda ona uyan kişinin
namazı iade etmesi gerekmez.
Rafii imamın cünüp
olması ile ümmı olması arasında şu farkın bulunduğunu söylemiştir:
1) Kıraatin olmaması bir
eksikliktir, cünüplük ise böyle değildir.
2) Ayrıca imamın Kur'an
okuyan biri olup olmadığını öğrenmek, abdestli olup olmadığını öğrenmekten daha
kolaydır. Çünkü imamın abdest aldığını gözüyle görse bile abdestten sonra
abdesti bozan bir durumun gerçekleşmiş olması muhtemel bir durumdur. Kişinin
Kur' an okuduğunu işittikten sonra onun ümmıye dönuşmesi ise muhtemel bir durum
değildir.
Yukarıda geçen
"kazayı gerektiren ve gerektirmeyen" durumlar, namaz esnasında ortaya
çıksın veya daha sonra ortaya çıksın arada fark yoktur. Ancak imamın abdestsiz
olduğu namaz esnasında anlaşılırsa kişinin bunu öğrendiği anda ona uymayı
bırakması gerekir. EI-Mecmu'da "[imama uymayı terk etmeksizin yalnızca]
mütabaatı terk etmek yeterli olmaz.
Kişi çift cinsiyetli bir
imama uysa imamın erkek olduğu ortaya çıksa, daha doğru görüşe göre namazını
kaza yükümlülüğü üzerinden düşmez.
10. [a] - Bir erkek,
çift cinsiyetli zannettiği bir kimseye uysa,
[b] - Çift cinsiyetli
bir şahıs; çift cinsiyetli zannettiği bir kimseye uysa.
[c] - Çift cinsiyetli bir
şahıs kadın zannettiği birine uysa,
İlk durumda imamın erkek
olduğu ortaya çıksa, ikinci ve üçüncü durumda imama uyan kişinin kadın olduğu
ortaya çıksa,
Veya ikinci durumda her
ikisinin de erkek veya kadın olduğu anlaşılsa [hüküm ne olacaktır? Bu konuda
İmam Şafiı {r.a.)'ye ait iki görüş bulunmaktadır]
[Birinci görüş]: Daha
güçlü görüşe göre bu namazı kaza etme borcu düşmez. Çünkü zahire göre imama
uymak sahih değildir. Çünkü imama uyan kişi namaz esnasında namazının sahih
olup olmadığından şüphe etmesi sebebiyle namazına kesin niyet etmemiştir.
[İkinci görüş]:
Hakikatte olan durum dikkate alınır ve bu sebeple namazın kaza borcu düşer.
Maverdi ve diğer alimler
el-Minhac'da ifade edilen bu meseleyi şu kişi hakkında düşünmüşlerdir: Bir
kimse imamının cinsiyet durumunu bilmese, sonra namazda iken çift cinsiyetli
olduğunu anlasa, daha sonra o kişinin erkek olduğu anlaşılsa [bu durumda ne
yapılır?]
Ezrai şöyle demiştir: Bu
yol en sahih olanıdır. Uygun olan görüş şudur: İmamın çift cinsiyetI i olduğunu
bilerek namaza başlayan kimsenin namazını kesin olarak kaza etmesi gerekir.
Çünkü çift cinsiyetli şahsın arkasında namaza duran erkeğin namazı olmaz. Bu
kişi, kesin niyet edemez.
Bu itiraza açıktır.
Aksine Maverdi'nin belirttiği durum için en uy-
gun olan hüküm şudur:
İmamın erkek çıkması halinde, -özellikle de imamın erkek olduğunun
anlaşılmasından önce uzun bir zaman geçmemişse- kaza kesin olarak gerekli
olmaz.
Gerekçenin
"tereddüt" şeklinde ortaya konması şunu gerektirir:
Tereddüdün bulunmadığı
durumda kaza gerekmez. Örneğin kişi namazın başında imam ın erkek olduğunu
zannetse sonra imam ın daha önceden çift cinsiyetli olduğu anlaşılsa, ardından
imamın erkek olduğu ortaya çıksa kaza gerekmez .
İsnevı şöyle demiştir:
İmamın erkek olduğunun anlaşılmasından önce bir rükün yapılmamışsa, yukarıdaki
hüküm 2ahir olan hükümdür.
Bu da itiraza açıktır;
çünkü niyette tereddüdün başlangıçta veya namazın devamında olması arasında bir
fark yoktur. Başlangıçtaki tereddüt mutlak olarak namaza zarar verir, namaz
esnasında olana gelince; şayet uzun süre tereddütlü olarak geçerse veya bir
rükün geçerse bunun zararı olur, aksi takdirde olmaz.
Ruyanı babasından bunun
benzeri bir meselede mezhep alimlerine ait iki görüş nakletmiştir. O mesele de
şudur: "Çift cinsiyetli şahıs, erkek olduğuna inandığı bir imama uysa,
imam ise kadın olsa daha sonra çift cinsiyetli şahsın kadın olduğu anlaşılsa bu
konuda iki görüş bulunmaktadır." EI-Bohr'da bu durumda namazı iade etmenin
farz olduğu görüşü tercih edilmiştir. Ancak iadenin gerekli olmadığı görüşü
daha uygun görünmektedir; çünkü bu durumda bir tereddüt söz konusu değildir.
BİR SONRAKİ SAYFA İÇİN
AŞAĞIDAKİ LİNK’E TIKLAYIN
5. İMAMLIĞA EN UYGUN OLAN KİŞİLER